Sitede yer alan yazı, röportaj, fotoğraf, dijital dergi ve bilgilerin her hakkı saklıdır. Hiçbir şekilde çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz, sunulamaz ve/veya aktarılamaz. Sitenin bütünü veya bir kısmı başka bir internet sitesinde izinsiz olarak kullanılamaz. 

  • Instagram - Beyaz Çember
  • Facebook - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember

Hoşnudiye Mah. 770 Sk. 4A 202 Cassaba Modern  Tepebaşı / Eskişehir         Tel. 0222-502-6263        info@lobbylobos.com

© Lobby Lobos Reklam 

  • FourFourTwo Türkiye

Bir Futbolcu Ne Kadar Eder?



Sheffield United 1854’te kurulduğunda bir futbolcuya 180 milyon euro para verileceğini tahmin etmekten çok uzak bir şekilde tamamen spor duygusuyla yaklaştığı oyun, bugün inanılmaz bir ekonomiye hükmediyor. Aslında tarihsel gelişimine bakıldığında hiç bir oyun, futbol kadar kitleleri peşinden koşturabilmiş değil, bu da farklı ülkelerden ve farklı kültürlerden bir çok insanın bu oyuna tutkuyla bakmasının yanı sıra yetenek avcılığının da bu tutkunun paraya dönüşmesinde şüphesiz önemli bir noktaya dikkatimizi çekiyor.


Eskiden transfer denilince olmuş, olgunlaşmış ve kendini ispat etmiş oyuncuların yüksek meblağlara kulüp değiştirdiği veya genç oyuncuların gayet cüzi miktarlara gelişimlerini özenle gözleyen kulüplere gittiği yahut Brian Clough ve Peter Taylor örneğinde olduğu gibi içki bağımlısı, kumar saplantısı ve çeşitli alışkanlıklarından kurtulamamış yetenekli isimleri takıma katıp bunları bir rehabilitasyon sürecine tabi tutarak onları tekrardan futbola kazandırıp ayrıyeten onlardan para kazanmak gibi amaçlarla yapılıyordu.


1954 yılında başlayan Avrupa Şampiyon Kulüpler Şampiyonası Avrupa Kıtası’nda bir güç gösterisi anlamına geliyordu, bu da en iyi oyuncuların en iyi kulüplerde toplanmasına sebep veriyordu, yani para harcaması katlanmaya başlamıştı. İngilizler, İtalyanlar, Almanlar gibi kıtanın güçlü ülkelerinin takımları yaptıkları transferlerle zirveye giden yolda her yolun mübah olduğunu kanıtlıyorlardı. Dünya Kupası’nın da 1958’den itibaren canlı yayınlanması da daha çok oyuncunun daha çok insan tarafından izleneceği anlamına geliyordu.

1990’larda ise artık futbol rüştünü ispat ederek dünyanın en büyük spor dalı haline gelmişti. Peki kulüplerin durumu neydi? Gelişen yayın olanakları ve bu yayınlardan elde edilen gelirler, lisanslı ürünlerin satıldığı mağazalar, artık adı Şampiyonlar Ligi olmuş organizasyondan sağlanan gelirlerle eli baya güçlü olarak pastadan paylarını alıyorlardı. Mesela Brezilyalı genç Ronaldo Lima önce Hollanda ekibi PSV’ye gidip orada kendini kanıtlayınca 15 milyon euro gibi bir paraya Barcelona’ya gidiyordu. Yine Fransız futbol sanatçısı Zinedine Zidane Fransa’nın Bourdeux takımında parladıktan sonra önce Juventus’a ardından da 77,5 milyon Euro gibi astronomik bir bedele 2001 yılında Real Madrid’in yolunu tutuyordu.


Manchester United’ın Portekiz ekibi Sporting Lizbon’da oynayan 18 yaşındaki genç Cristiano 5 sene sonra United macerasını noktaladığında 94’e, ardından da Galli kenar oyuncusu Gareth Bale 100 Milyon Euro’ya Real Madrid’in yolunu tutyordu. Bu olaylardan sonra Paul Pogba bedava ayrıldığı United’a 100 milyona, Neymar arap sermayesinin finanse ettiği PSG’ye geçtiğimiz tam 220 Milyon Euro’ya geçtiğinde transferlerin artık inanılmaz boyutlarda olacağı ve bundan sonra da ortalığın durulmayacağı tasdikleniyordu.


2019-2020 sezonu yaz transfer döneminin en dikkat çeken transferi Benfica’nın 19 yaşındaki yıldız adayı Joao Felix oldu. Transferine tam olarak 126 Milyon sayan Atletico Madrid çok konuşuldu. Artık transferlerin boyutları bu derece ciddiyken harcanan paraların kıstası da asıl merak edilen konu... kulüpler artık bu paraları oyuncuların potansiyeline yatırıyorlar. Genç, patlama yapması yüksek yıldız adayları uzun süre izlendikten sonra Şampiyonlar Ligi’nin gediklisi kadim kulüpler ellerindeki muazzam kaynakları bu kupanın alınması için var gücüyle harcıyorlar. Tabi ki bu konu gelir eşitsizliği tartışmalarına neden olsa da, kupa kalktıktan sonra kim neyi umursar ki!


Yazar: Mehmet Can Bilge