Slaven Bilic Özel Röportajı

''Iron Maiden kulisine parti beklentisiyle gittim. Ama bunun yerine grup üyelerinden biri kızının saçına fön çekiyordu...''





Euro 96 sadece İngiltere ve futbolun eve dönmesiyle ilgili değildi, az çok biliyorsunuz. Heyecan, müzik ve unutulmaz anlarla dolu bir yaz mevsiminde Slaven Bilic’in gülümseyecek çok şeyi vardı. Hırvatistan’ı temsil etmek, diğer standart takımlardan farklıydı: Vatreni’nin bağımsız bir ulus olarak ilk turnuvasıydı. Kadro çok yetenekli futbolcularla doluydu ve sonrasında takımın birkaç üyesi ilerleyen dönemlerde Premier Lig’de oynama onuruna erişecek olsa da, hiçbiri İngiliz futbolu ile Bilic kadar kalıcı bir ilişki geliştirmeyi başaramadı.


Üniversitede okumuş olan ve fazlaca dil bilen Bilic, Yugoslavya’da büyüdü ve her küçük çocuğun hayali olduğu gibi, profesyonel bir futbolcu olmayı hayal ediyordu. Ancak genç Slaven, Hajduk Split’te başarılı olurken, bölgede savaş patlak verdi yıllarca sürecek, milyonlarca insanın hayatını mahvedecek ve Hırvatistan gibi yeni, bağımsız ülkeler doğuracak bir savaş. Bilic, 2015 yılında Çekiçler’e menajer olarak dönmeden önce, O’nu West Ham’da bir kahraman yapan aynı yürekle ve gururla ülkesini 44 maçta temsil etti. Her iki tarafta da başarılı oldu.


70’lerde Split’te büyümek nasıldı? Babanızın siyasi değişimde yer aldığı doğru mu?

Jonathan Fisher, Sandy


Öyleydi. 1971 dönemleriydi iki ya da üç yaşındaydım, bu yüzden o zaman fark etmemiştim, ama daha sonrasında öğrendim çünkü ailem bu olay hakkında fazla konuşmadı. Babam ekonomi bilimi dalında doktordu çok eğitimli bir adamdı. Bir üniversitede ders veriyordu ve farklı fikirleri olan, ilerici olan ve sadece ülkeleri için değişiklik isteyen farklı insanlarla konuşurken, bu onun Hırvat Baharı’na katılmak istemesine neden oldu. Annem coğrafya ve biyoloji öğretirdi ama zengin olduğumuzu söyleyemem Yugoslavya’da statü farkı yoktu. Ama çok normal, mutlu bir çocukluk geçirdim - sokakta oynamak için güvenli bir yerdi. Bütün gün dışarıdaydık.


Wikipedia’dan öğrendiğime göre ‘bilgi, gazetecilik ve belgesel çalışmaları’ bölümünde okumuşsunuz. Bunu seçmenize ne sebep oldu?

Sam Marshall, Basingstoke


Aslında sonunda üniversitede hukuk okudum. Okulun her zaman bir numara olduğu şeklinde yetiştirildik ama ailem de futbola deli oluyordu. Split çok sportif bir kasabadır; futbolda iyiydik ve basketbolda da harikaydık. Babam yüzücüydü ve su topu oynardı. Profesyonel bir futbolcu olmak için çalışacağımdan son derece emindim. Hem bu seviyede olmak, hem de üniversiteyi bitirmek olası değildi ama ikisini birden yaptığım için çok gururluyum. Hukuk seçmemin nedeni ona aşık olmam değildi, fakat Yugoslavya’da devam zorunluluğu olmayan, sadece birkaç bölüm vardı. Gidebildiğim iki bölüm hukuk ya da ekonomiydi!


1992’de Hırvatistan’ın bağımsız bir ülke olarak ilk resmi maçı olan maçta ilk kez milli formayı giydin. Bu durumdaki bir takıma katılmak nasıldı?

Marko Juric, Zagreb


Çok gururluyduk. Üç maç için Avustralya’ya gittik, çünkü İkinci Dünya Savaşı’ndan ve ilkbaharda olanlardan sonra göç eden büyük bir Hırvat topluluğu var. Kahramanlar gibi karşılandık ve ailem benimle çok gurur duydu. Hayalini kurduğum ülkeyi temsil edebilirim; babamın hayatı boyunca hayalini kurduğu şey. Bu bir ayrıcalıktan çok daha fazlasıydı, inanılmaz bir duyguydu bu çok özel bir duygu.





Laurent Blanc ile 1998 Dünya Kupası yarı finalinde olan ve final maçı için ceza aldığı olaydan sonra hiç konuştunuz mu?

Craig Perkins, Facebook


Onunla birkaç kez konuştuk. Ben Hırvatistan’ın başındayken, O da Fransa patronuydu. Ayrıca, Rusya 2018’den önce Fransa, Dünya Kupası’nı kazanmasının 20. yılını kutluyordu ve dünya karmasıyla bir maç organize ediyorlardı. Birkaç hafta önce aradı ve gelip gelemeyeceğimi sordu. Üç gün boyunca birlikteydik ve harika vakit geçirdik. Olanlar için pişman mıyım? (Blanc çenesine vurduktan sonra Bilic dramatik bir şekilde düştü) Bu bana yüzlerce kez soruldu. Kesinlikle olmamasını isterdim. Finalde oynamasını çok isterdim niyetim onu attırmak değildi. Sadece kendimi korumak istedim ve yanlış bir şey yapmadım beni iten oydu. Onun için üzgünüm çünkü çok iyi bir adam ama yaptığım şey için kendimi suçlamıyorum. Saati geri alabilirdim, belki hakeme gider ve bırakmasını söylerdim. Kaybedecek duruma geldik ama kimse finale kalmamızı beklemiyordu futbol dünyasının en büyük maçından sadece bir maç uzaktasınız. 1-0 öndeydik, sonrasında Lilian Thuram milli takım kariyerinde sahip olduğu iki golü de bu maçta attı…


Şunu bir açıklığa kavuşturalım: Kim daha çok sigara içerdi sen mi yoksa Robert Prosinecki mi?!

Glenn Sharp, Chester


(Gülüyor) Gurur duymadığım bir efsane! O zamanlar profesyonel sporcular için bile o kadar tuhaf değildi. Takımın yarısı sigara içiyordu ama bu bağımlısı olduğumuz anlamına gelmiyordu. Robert, milli takım kariyerim boyunca oda arkadaşımdı. Bunu bir maçtan hemen önce ya da sonrasında soyunma odasında yapmazsın. Hırvatistan, Yugoslavya, Almanya ve İngiltere’de gibi ülkelerde oynadım. Kramponu ayağındayken sigara içen bir futbolcu görmedim. Peki, kariyerime zarar verdi mi? Tabii ki yardımcı olmadı, ama sigara içmediğim zamanlarda hiç oynamadım, bu yüzden bir karşılaştırmam yok!





Karlsruher, Hırvatistan dışında oynadığınız ilk kulüptü Alman Futbolu’nun farkları nelerdi? Eğlendiniz mi?

Benny Hofmann, Deptford


Evet eğlendim. 1993’te Hırvatistan’dan ayrıldığımda savaş bitmemişti bazı bölgelerde hala bazı çatışmalar vardı, bu yüzden önceki iki yıla göre daha istikrarlı olmalarına rağmen birçok

oyuncu yurtdışına gidiyordu. Ancak Bundesliga’ya gitmek kolay değildi, çünkü takımlarda sadece üç yabancı oyuncuya izin verildi, bu da yerli oyunculardan iki kat daha iyi olmanız gerektiği anlamına geliyordu. Oraya gitmek büyük bir adımdı. KarlsruherAvrupa kupası için mücadele veren iyi bir kulüptük ve bu benim için harikaydı. İlk yıl UEFA Kupası’nda yarı finale çıktık ve epey geliştim. Oliver Kahn, Thorsten Fink ve Mehmet Scholl gibi adamların hepsi Karlsruher’den Bayern Münih’e gitti. 1994 yılında Almanya’nın en iyi oyuncularından Thomas Hassler’i Roma’dan satın aldık. Soyunma odası kesinlikle güçlü karakterlere sahipti. Avrupa kupası için mücadele veren iyi bir kulüptük ve bu benim için harikaydı. İlk yıl UEFA Kupası’nda yarı finale çıktık ve epey geliştim. Oliver Kahn, Thorsten Fink ve Mehmet Scholl gibi adamların hepsi Karlsruher’den Bayern Münih’e gitti. 1994 yılında Almanya’nın en iyi oyuncularından Thomas Hassler’i Roma’dan satın aldık. Soyunma odası kesinlikle güçlü karakterlere sahipti.


Upton Park’ta sadece 18 ay içinde bir West Ham kahramanına dönüştün. Sizce bunun nedeni neydi?

Nick Pavli, Facebook


West Ham özel bir kulüp. Her takımın taraftarı bunu söyler ama bazı kült kulüpler vardır. West Ham da bunlardan biri. Doğu Londra’da bulundukları tarih, Bobby Moore gibi oyuncular… Onlar’la ilgili her şey çok özel; müzik, her şey. Bence bu dürüstçeydi: Elimden gelenin en iyisini yaptım ve Onlar da bunu fark ettiler. Kısa süreliğine orada olan ve taraftarlarla aynı bağa sahip olan başka oyuncular da var.





Orada Harry Redknapp’ın yönetiminde oynadın. Bize anlatacağın güzel anılar var mı?

Alex Berry, Canvey Island


Ah, Harry harika bir menajerdi. Onları yönetmek zor olsa da, güçlü karakterlere sahip oyunculara sahip olmayı her zaman severdi. Ben de kolay bir karaktere sahip değildim ve John Moncur, Julian Dicks ve Ian Bishop gibi başka güçlü karakterlerimiz de vardı. Ama Harry bundan korkmuyordu çünkü O harika bir çalıştırıcıydı. Euro 96’dan sonra büyük kulüplerden birkaç teklif aldım, gitmek istiyordum ama kulübün de mutlu olmasını istiyordum. Eylül ayında Middlesbrough ile deplasmanda oynadıktan sonra bir kriz yaşadık 4-1 kaybettik ve elimden gelenin en iyisini yaptım, ancak maçın ertesi günü büyük bir kavga ettik. Beni yüzde yüzümü vermemekle suçladı ve ben de sinirlendim. O zaman O’nu anlamamıştım ama şimdi anlıyorum. O zamanlar kulüpte iyi genç oyuncularımız vardı; Örneğin, Rio Ferdinand ve Frank Lampard gibi adamlarla antrenman yaptığımı hatırlıyorum. Rio’nun özel bir şeye sahip olduğunu görmek için futbol uzmanı olmanıza gerek yoktu. Frank ile o farklıydı - babası Harry’nin asistanıydı ve Harry de amcasıydı, bu yüzden başlangıçta bu yükün altından kalkması gerekiyordu. Ama çok kararlıydı ve inanılmaz bir çalışma hızına sahipti. Tüm zamanların en iyi İngiliz futbolcularından biri oldu.


Sürekli İngiltere’yi ne kadar sevdiğini söylüyorsun. Hem saha içinde hem de saha dışında İngiltere ile ilgili nelere hayransınız?

Billy Day, Chelmsford


Bu konu benim çocukluğuma uzanıyor. 40 yıl öncesine giderseniz, televizyonda çok fazla kanal yoktu üç tane vardı! Dünya şimdiki kadar küçük değildi. Yugoslavya dışındaki futboldan

bahsediyorsanız, Liverpool, Nottingham Forest ve Aston Villa gibi kulüplerle Avrupa’ya hakim olan İngiliz futboluydu. Babam her zaman yurtdışında çalışmayı hayal ettiği için İngilizce öğrenmek isterdi. Yılda bir kez İngilizce’sini geliştirmek için Londra’ya giderdi ve ayrıca bize hediye getirirdi bir futbol atkısı falan. Yani bu benim İngiltere ile ilk bağlantımdı. İkincisi benim için çok önemli olan müzikti. Ve üçüncüsü mizahtı. Televizyonda Sadece Benny Hill’i izlerdik. Bunlar Yugoslavya’da büyürken benim için önemliydi.


Iron Maiden’dan Steve Harris ile olan arkadaşlığınız hakkında bize neler söylersiniz? Rock müziğe olan aşkınız nereden geliyor?

Andrija Jelkic, Facebook


Iron Maiden’la büyüdüm, her şarkının her kelimesini ezbere biliyordum ve onlar da büyük bir West Ham taraftarı. İmzaladıktan sonra bir gün oyuncular salonuna gittim ve ‘Aman Tanrım, bu Steve Harris mi?’ dedim kendi kendime. Ian Bishop, arkadaş oldukları için onu davet etmişti. Onunla sohbet ettik, heyecandan tir tir titriyordum! Onları ilk kez canlı şekilde Manchester’da izledim ve konserden sonra beni kulise davet ettiler. Kulisin kapısını açtığımda gruptan biri kızının saçına fön çekiyordu! (Gülüyor) Hala arkadaşız ve birbirimize mesaj atıyoruz. 2000 yılında erkenden emekli olmak zorunda kaldığımda, iyi seviyede olmasam da ama gitarla ilgileniyordum ve bazı şarkılar, sözler, melodiler yazdım sonra tekrar kendimi iyi hissettim. Müzikle uğraşan arkadaşlarım da vardı ve jamming yapmaya başladık, ardından bazı şarkıları Rawbau olarak kaydettik. Sonrasında Hajduk Split teknik direktörünü kovdu ve görevi benim devralmamı istedi. Gerisi tarih oldu. Hayatımı müziksiz hayal edemiyorum. 10 ya da 11. doğum günümde babam beni bir dükkana götürdü ve ardından ilk plağımı aldı: AC/DC’nin Highway to Hell’i. Benim için müzik Maiden, AC/DC, Judas Priest, Led Zeppelin ve Black Sabbath’tı, ardından Metallica, Megadeth, Slayer ve Guns N’ Roses ile

Amerika’ya uzandı. Gitar odamızın baş köşesindeydi ve ben onu (AC/DC’nin) Angus Young’ıymışım gibi çalardım!





1997 yazında Everton’a nasıl taşındın?

Keil Hampton, Facebook


Çılgıncaydı. West Ham’da oynadığım sıralar sözleşmemde bir defans için verilebilecek dünya rekoru bir ücret olan bir serbest kalma maddesi vardı. O zaman 29 yaşındaydım ve kimsenin

bu maddeyi aktive edeceğini düşünmemiştim, ama sonra Joe Royle Mart’taki son transfer gününden hemen önce beni aradı (1997). Takımda o bölgede sakatlıkları olduğu için beni hemen almak istediler. Fakat sezon bitmeden West Ham’dan ayrılmayacağımı söyledim. West Ham da zorlanıyordu ve sezon sonuna kadar onları dünyadaki herhangi bir para için bırakmak istemedim. Başkan Peter Johnson’ın büyük planları vardı; beş yıl içinde lig şampiyonluğu kazanmak istiyorlardı. Bir anlaşma yapıp el sıkıştık, sonra Joe Royle kısa süre sonra istifa etti. Johnson, bir sonraki menajerin Bobby Robson olacağına dair bana güvence verdi, ancak O (futbol direktörü olarak) Barcelona’da kalmaya karar verdi.


Borussia Dortmund’dan Ottmar Hitzfeld’i almaya çalıştılar ama sonunda Howard Kendall’ı aldılar. Ona pek inanmadıklarını hissettim. Tuhaf bir zamandı; Bir yandan tüm bu parayı bir defans oyuncusu için ödediler, sonra da menajerin başka birini alacak kadar bütçesi kalmadı, ben de kendimi biraz arada hissettim. Arkada benim, orta sahada ise Dino Baggio olacağını söylediler. Pierluigi Casiraghi de kanatta olacaktı. Ama bu asla olmadı. Plan, Şampiyonlar Ligi’nde yer almak için mücadele etmekti, ancak biz Chelsea’nin Bolton’u Stamford Bridge’de yenmesi ve Coventry ile kendi sahamızda berabere kalmamız sayesinde ayakta kaldık! Goodison Park’ın tamamı Gianluca Vialli’nin adını haykırıyordu çünkü o gol atmıştı ve hedefimize ilerlerken bize yardımcı oldu. Ondan sonra, Fransa 98’in tamamını Hırvatistan Milli Takımı’yla büyük bir sakatlıkla oynadım. Sonra Everton’da eski formuma dönmek istedim, ama olmadı.



Goodison’da geçirdiğiniz zamandan pişmanlık duyuyor musunuz? Yaralanmış ya da uzaklaştırılmış gibi bir ortam oldu!

Kate Burton, Crosby


Onlar için her zaman elimden gelenin en iyisini yaptım. Güçlü bir karaktere sahiptim ve sık sık sakat şekilde oynardım bu da kariyerimi erken bitirmek zorunda kalmamın ana nedenlerinden biriydi. Orada bir yıldan fazla kaldım ve o zaman bile bazı kırmızı kartlar yüzünden fazla oynayamadım. Bir sezonda üç tane kırmızı kart gördüm, bu herhangi bir oyuncu için çok fazlaydı. Everton’a çok pahalıya mal oldum ve büyük beklentiler vardı, bu yüzden kulüp ve sakatlığım için üzgünüm çünkü kendimi kanıtlayamadım. Dürüst olmak gerekirse, hala bunu düşünüyorum ve insanları hayal kırıklığına uğrattığımı hissediyorum.





Big Dunc ile Everton’da aynı takımda olmak nasıldı?

Martin Girven, Facebook


Harikaydı ve oraya gitmek istememin asıl sebeplerinden biriydi. Parayla satın alamayacağınız özel bir şeye sahip oyuncuları severim o da onlardan biriydi. Harika bir arkadaştı, çok dürüsttü. Ben geldikten kısa bir süre sonra, beni bir gece dışarı çıkaracağını söyledi. Unutamayacağım gecelerden biriydi gece diyemem çünkü öğlen başladı ama kendimizi biraz Peaky Blinders atmosferine sahip bir yerde bulduk! Harika bir karakterdi.






Luka Modric, 2006’da milli takımda göreve başladığınızda milli bir oyuncu olarak ilk senesindeydi. Bu kadar iyi olacağını düşünüyor muydunuz?

Kyle Dixon, Sutton


2004’te Hırvatistan Futbol Federasyonu aradı ve 21 yaş altı oyuncuları kadroya alıp

alamayacağımı sordu. Bu benim için büyük bir fırsattı ve Luka’yı a takıma çağırdım. 18 yaşında takımdaki en genç oyuncu olmasına rağmen ikinci maçında onu kaptan yaptık. Dünyanın en iyi oyuncusu olacağını her zaman bildiğimi söylersem yalan söylemiş olurum, ama her zaman böyle genç bir çocuk için o itici güce, kararlılığa ve sorumluluğa sahipti. Milli takımı devraldığımda o harikaydı. Onu bir futbolcu olarak ne kadar sevdiğim önemli değil, Luka bir insan olarak da aynı inanılmaz.


İngiltere’yi yenmek ve Euro 2008 umutlarını Wembley’de bitirmek nasıldı? Steve McClaren için üzüldün mü?

Adam Pavli, Facebook


Onlar için çok önemli bir maçtı çünkü galibiyete ihtiyaçları vardı. Dört gün önce turnuvaya katılmayı garantilemiştik, bu yüzden üstümüzde herhangi bir baskımız olmadı, ancak Wembley’de oynadığınızda her zaman büyük bir motivasyon var. Bir menajerin içinde olmasını asla istemeyeceğiniz bir durum özellikle de Steve, çünkü o harika bir adam ve çok iyi bir menajer. Bunca yıl sonra hala o günü hatırlıyorum ve oyuncularımla, o maçtan sonra İngiltere oyuncularının bize karşı ne kadar kibar olduklarını konuşuyoruz. Elendiklerini ve ertesi gün dışarıda taraftarlar tarafından linç edileceklerini biliyorlardı ama çok kibardılar. Ama yine de gurur duymadığım bir şey yaptık orada çok sayıda taraftarımızı vardı ve onlarla kutlamaya gittik. Biri bunu Zagreb’de yapmaya çalışsaydı, bundan hiç hoşlanmazdık. Bir milli takımı çalıştırmak büyük bir iştir ve Hırvatistan’ı devraldığımda sadece 37 yaşındaydım. Lig’de çalışmak zaten iyi ama milli takım tam bir numara iş. Başbakan’dan sonra ülkenin en önemli işinin sahibi olarak sırada siz varsınız! Kendimi buna hazır hissettim, ama birçok yönden de asla hazır değilsin.





Euro 2008’i nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ollie Harris, Norwich


Bizim için çok umut vericiydi; turnuvaya katılmaya hak kazanabilmek için İngiltere ve

Rusya’nın olduğu gruptan çıktık. Tecrübeye ve Modric, Vedran Corluka, Eduardo (da Silva), Niko Kranjcar gibi yeni oyunculara sahiptik sağlıklı bir atmosfer vardı ve gerçekten sonuna

kadar gidebileceğimizi düşündüm. Bizim için en büyük sorun, Eduardo’nun Arsenal’da Birmingham’a karşı oynarken gerçekten kötü bir sakatlık geçirmesiydi ve O bizim en önemli golcümüzdü. Ancak grup maçlarımızın üçünü de kazandık: Ev sahibi Avusturya’yı yendik ve ardından Almanya ve Polonya’yı da yendik. Viyana’da Türkiye’ye karşı oynanan çeyrek final maçı oldukça gergindi; 119. dakikada skoru 1-0’a getirdik ardından 120. dakikada beraberliği sağladılar. O gerçekten en büyük hayal kırıklıklarından biriydi maç penaltılara gitti ve üç tanesini kaçırdık. Bu iş futboldaki en büyük hayal kırıklığım.


Lokomotiv Moskova döneminiz felaketti. Ne olmuştu?

Artem Ivanov, Harrow


Rusya’da sezon öncesi hazırlıklar oldukça erken başladı, bu yüzden bizsiz başladılar çünkü ben ve ekibim hala Euro 2012’deydik. Her şey çok çabuk oldu. Ligi bilmiyordum ve fırtına gibi geçeceğimizi düşündüm ama adil olmak gerekirse bu çok zordu. Bir sürü büyük takım var ve futbol oldukça muhafazakâr ve savunmaya yönelik İngiltere’deki gibi açık bir oyun yok. İyi başladık ama ara tatilden sonra iyi oynamadık. Atmosferi gerçekten sevmedim; Hırvatistan’dan gelmiştim ve o atmosferi Rusya’da tekrarlamaya çalışıyordum. Biraz dik kafalıydım, biraz fazla gençtim ve bundan hoşlanmadım. Kulüp de benden memnun değildi. Şimdi olsaydı, kesinlikle farklı davranırdım.





West Ham patronu olarak yeniden bir şansın olsaydı, farklı yapacağın bir şey var mı?

Chris Bennett, Dagenham


Oradaki ilk sezonumda (2015-16) inanılmazdık. Bu Upton Park’taki son sezondu ve tüm yıl boyunca “altı büyük”’e karşı sadece bir maç kaybettik, Tottenham maçı. Sonlara doğru çok fazla sakatlık yaşamamıza rağmen Şampiyonlar Ligi için savaşıyorduk. O dönem West Ham’ın Premier Lig’de topladığı rekor puandı. Ancak gelişmemiz için takımı güçlendirmemiz gerektiği konusunda yönetime yeterince ısrar etmedim. Aynı şeyi aynı oyuncularla tekrar yapabileceğimizi düşünmek benim hatamdı. Yönetimi daha fazla zorlamalıydım. Tüm bu serüven harikaydı, ancak birçok engelle karşılaştığımız ikinci sezonumuzdan daha çok gurur duyuyorum. Yeni stada geçtik ve oraya uyum sağlamak zorunda kaldık, bu kolay değildi. Astra Giurgiu’ya karşı alınan sonuçlar çok fazla hayal kırıklığı yarattı. Avrupa Ligi eleme maçları, sezonun hemen başındaydı ve biz Premier Lig maçlarına daha çok önem vermiştik. Oynadığımız maçta bir çok oyuncumuz bizimle gelmedi. Şimdi bana şimdi olsa farklı bir şekilde davranıp davranmayacağımı sorarsanız, evet, davranırdım. Daha geniş bir kadro kurardım.


Dimitri Payet’e gerçekten ne oldu? Bu düşüşle başa çıkmak ne kadar zordu?

‘rzarzrr’, Twitter


Dimitri hakkında konuşurken sadece olumlu konuşabiliyorum. Premier Lig’de yıldız oldu ve milli takıma girdi. Euro 2016’da Fransa için oynadı ve sonra başka bir takıma transfer olmak ya da yeni bir sözleşme imzalamak istedi. Kulüp O’na yeni bir sözleşme sunmayacaktı çünkü bunu ilk sezonunda zaten yapmışlardı. Ben ortada kaldım ve O biraz sessizleşti. Eve gitmek istediğini söyledi. Durumu yönetmek benim için kolay olmadı ama iyi bir şekilde yaptık. Çok fazla maçın olduğu Noel dönemi civarındaydı ve işin sonunda bizimle kalmasını umduk sahada elinden gelenin en iyisini yapıyordu ama kafası eskisi gibi sahada değildi. Bizimle sözleşme imzaladığı andan itibaren ve Euro 2016’dan sonra konum olarak farklı bir oyuncu oldu. Böyle bir durumda bir oyuncunun iştahının değişmesi doğaldır.





2019-20 sezonunda, West Brom’a gittiğinizde, birinci lig dışında ilk yöneticiliğinizdi. Bu sizi hiç rahatsız etti mi?

Reece May, Smethwick


Hayır. Şampiyonluk her zaman cezbedici olmuştur. Orası dünya futbolunun en popüler ikinci ligi. Orada çok büyük kulüpleri var ve eğer Championship’e gideceksem, PL için savaşan bir kulübe gitmem önemliydi. Birkaç teklif aldım ama West Brom benim için mükemmel bir ekipti. İkinci kere düşünmedim bile bilmek istediğim tek şey Premier Lig’e çıkan kısa vadeli bir plandı. O ligde bazı şeyler senin elinde değil çünkü çok fazla maç var ve çok zorlu bir oyun ama ben bundan büyük keyif aldım. Championship eskiden kolları sıvayıp savaştığınız bir ligdi ama son beş yılda değişti; her takımın çekirdeği değişti. Oyuncuların üçte biri hala böyle; diğer üçte biri, kulübünüze kiralık olarak gelen, kendilerini kanıtlamak için aç olan genç İngiliz oyunculardır; son üçte biri de İngiltere’ye ilgi duyan iyi yabancı oyuncular. Bu harika bir karışım.


Albion’da sevildiniz. Berabere kaldığınız maçtan sonra Manchester City’den dönüş yolculuğunda kovulacağınız haberleri çıktığında neler hissettiniz?

Ian Carr, Facebook


Son maçımız olduğunu bilmiyorduk. Üst lige yükselen bir takımdık ve biraz para harcadık, ancak çoğunlukla zaten takımda kiralık oynayan oyuncuları aldık. Pek gelişmedik ama oyunculara inandık. Hayal kırıklığı yaratan şey, iyi oynamaya ve özgüven kazanmaya başladığımız periyodun son altı yedi maçta olmasıydı. Gerçekten kötü olan tek performans, kendi evimizde 5-1 kaybettiğimiz Crystal Palace maçıydı. İçerde Spurs’la oynadık ve Harry Kane son dakikada golü attı, ardından Manchester United ile oynadık ve net bir penaltımız verilmedi. Premier Lig ile nasıl başa çıkacağımızı öğreniyorduk. Kalırdık demiyorum ama oyuncuları bireysel ve takım olarak geliştiriyorduk ve bence sonuçlar da bunu takip ederdi. Ama daha büyük ve daha iyi bir kadroya ihtiyacımız vardı. Yönetim Kurulu, Man City maçında bir sonuç alacağımızı beklemiyordu muhtemelen oyunu kaybedeceğimizi ve bunun da beni kovmayı kolaylaştıracağını düşünüyorlardı. Artık futbolda hiçbir şey beni şaşırtmıyor! Bu adil miydi? Ne olduğu önemli değil çünkü hala West Brom’u harika bir deneyim olarak görüyorum.




0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör