Ballon d’Or’u kazanamayan en iyi 15 futbolcu
Ballon d’Or’u kazanmak bir futbolcunun büyüklüğünün nihai ölçüsü mü?
Ödülün yaklaşık 70 yıllık tarihi bunun her zaman böyle olmadığını gösteriyor.
Dünya Kupası kazananlardan Şampiyonlar Ligi tarihine geçen isimlere, kendi jenerasyonunun en iyileri arasında gösterilip ödüle hiç ulaşamayan birçok efsane var.
Pelé ve Diego Maradona’yı ise bu listeye dahil etmiyoruz. Ballon d’Or uzun yıllar yalnızca Avrupalı futbolculara açık olduğu için iki efsane kariyerlerinin zirvesinde ödül için yarışma hakkına sahip değildi.
İşte Ballon d’Or’u hiç kazanamayan en iyi 15 futbolcu:
15.Eric Cantona
Didier Drogba’nın büyüklüğünü yalnızca attığı gol sayısıyla anlatmak zor.
Çünkü Drogba’yı özel yapan şey, gollerin sayısından çok onları ne zaman attığıydı.
Chelsea’nin İngiltere ve Avrupa’nın büyük güçlerinden birine dönüşmesinin sembol isimlerinden biri oldu. Dört Premier League şampiyonluğu yaşadı ve iki kez Premier League gol kralı oldu.
Ballon d’Or’a en fazla yaklaştığı yıl ise 2007’ydi.
Chelsea formasıyla kariyerinin en etkileyici dönemlerinden birini geçiren Fildişi Sahilli santrafor, Ballon d’Or oylamasını Kaká, Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi’nin ardından dördüncü sırada tamamladı.
Ancak Drogba’nın kariyerini tanımlayan gece beş yıl sonra geldi.
2012 Şampiyonlar Ligi finalinde Chelsea, Bayern Münih karşısında 83. dakikada geriye düştü. Drogba 88. dakikada attığı kafa golüyle maçı uzatmalara taşıdı.
Yetmedi.

Penaltı atışlarında topun başına son kez o geçti.
Drogba, Manuel Neuer’i mağlup ederek Chelsea tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu getiren penaltıyı attı ve UEFA tarafından finalin oyuncusu seçildi.
Dört yıl önce Manchester United’a karşı oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde kırmızı kart gören Drogba için bundan daha iyi bir final hikâyesi yazmak neredeyse imkânsızdı.
Ballon d’Or’u hiçbir zaman kazanamadı.
Ama bazı futbolcuların büyüklüğünü bireysel ödüller değil, futbol tarihinin en büyük gecelerinde yaptıkları belirler.
Drogba onlardan biriydi.
14.Franck Ribéry
Bu listedeki hiçbir futbolcu Ballon d’Or tartışmasının merkezine Franck Ribéry kadar güçlü şekilde oturmamış olabilir.
2013 yılında Bayern Münih tarihi bir sezon geçirdi.
Bundesliga’yı kazandı.
Almanya Kupası’nı kazandı.
Şampiyonlar Ligi’ni kazandı.
Alman futbol tarihinde ilk kez üçlemeyi gerçekleştiren Bayern’in en önemli oyuncularından biri Ribéry’ydi.
Fransız yıldız Bundesliga sezonunu 15 asistle tamamladı. Ancak onun etkisi yalnızca hücum rakamlarıyla sınırlı değildi. Jupp Heynckes’in Bayern’inde Ribéry, takımın önde baskısından savunmaya dönüşlerine kadar sistemin merkezindeki oyunculardan biriydi.
Sezon sonunda UEFA’nın Avrupa’da Yılın Oyuncusu ödülü için karşısında iki isim vardı:
Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo.
Ribéry ikisini de geçti.

53 UEFA ülkesini temsil eden gazetecilerin yaptığı oylamada Ribéry 36 oy, Messi 14, Ronaldo ise yalnızca üç oy aldı.
O dönem Avrupa futbolunun gözünde 2012/13 sezonunun en iyi oyuncusu Franck Ribéry’ydi.
Ancak birkaç ay sonra yapılan Ballon d’Or oylamasında sonuç değişti.
Cristiano Ronaldo ödülü kazanırken Lionel Messi ikinci, Ribéry ise üçüncü oldu.
Ribéry’nin Ballon d’Or’u kazanamaması yıllar sonra bile ödül tarihinin en tartışmalı sonuçlarından biri olarak anılmaya devam etti.
Çünkü Fransız oyuncunun 2013 için çok güçlü bir argümanı vardı:
Avrupa’nın en güçlü takımının en önemli oyuncularından biriydi, mümkün olan bütün büyük kulüp kupalarını kazanmıştı ve UEFA’nın yılın oyuncusu seçiminde Messi ile Ronaldo’yu geride bırakmıştı.
Ama Ballon d’Or gelmedi.
Ribéry bir daha ödüle bu kadar yaklaşamadı.
2013 yılı ise Ballon d’Or tarihinde bitmeyen bir soruyu geride bıraktı:
O yıl ödülü gerçekten Cristiano Ronaldo mu, yoksa Franck Ribéry mi hak etmişti?
13.Didier Drogba
Didier Drogba’nın kariyerini yalnızca attığı gol sayısıyla değerlendirmek büyük bir hata olur.
Çünkü Drogba’nın büyüklüğü, gollerin sayısından çok onları ne zaman attığıyla ilgiliydi.
Chelsea’nin İngiltere ve Avrupa’nın büyük güçlerinden birine dönüşmesinin sembol isimlerinden biri oldu. Dört Premier League şampiyonluğu yaşadı, iki kez Premier League gol kralı oldu ve büyük maçlardaki performanslarıyla kulüp tarihine geçti.
Ballon d’Or’a en fazla yaklaştığı dönem 2007’ydi.

Chelsea formasıyla tüm kulvarlarda 33 gol atan Fildişi Sahilli santrafor, Ballon d’Or oylamasını Kaká, Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi’nin ardından dördüncü sırada tamamladı.
Ancak Drogba’nın kariyerini tanımlayan gece beş yıl sonra geldi.
2012 Şampiyonlar Ligi finalinde Bayern Münih’e karşı Chelsea’nin 88. dakikadaki beraberlik golünü attı. Ardından penaltı atışlarında kupayı Chelsea’ye getiren son penaltıyı kullandı.
Chelsea tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonu olmuştu.
O gecenin kahramanı Drogba’ydı.
Ballon d’Or’u hiçbir zaman kazanamadı.
Ancak bazı futbolcuların kariyerinde bir gecenin ağırlığı, bir bireysel ödülden çok daha fazla olabilir.
Drogba için Münih’teki o gece tam olarak buydu.
12. Bergkamp
Bu listedeki isimler arasında Ballon d’Or’a en fazla yaklaşanlardan biri Dennis Bergkamp.
Hollandalı yıldız henüz Ajax forması giyerken Avrupa’nın en büyük bireysel ödülünün kapısına kadar geldi.
1992’de Marco van Basten ve Hristo Stoichkov’un ardından Ballon d’Or üçüncüsü oldu.
Bir yıl sonra bir basamak daha yükseldi.
1993 Ballon d’Or oylamasında Roberto Baggio 142 puanla ödülü kazanırken Bergkamp 83 puanla ikinci sırada yer aldı. Eric Cantona ise üçüncüydü.
Bergkamp o dönemde Hollanda futbolunun yükselen yıldızıydı. Ajax ile UEFA Kupası’nı kazanmış, üç sezon üst üste Eredivisie gol kralı olmuş ve 1992 Avrupa Şampiyonası’nı gol kralları arasında tamamlamıştı.Ardından Inter’e transfer oldu.
İtalya macerası beklediği gibi gitmese de Bergkamp’ın futbol tarihindeki asıl mirası İngiltere’de oluştu.1995’te Arsenal’e katıldı ve Arsène Wenger döneminin sembol oyuncularından birine dönüştü.

Üç Premier League şampiyonluğu kazandı. 1997/98 sezonunda hem futbolcular hem de futbol yazarları tarafından İngiltere’de yılın oyuncusu seçildi. 2003/04 sezonunu yenilgisiz şampiyon tamamlayan “Invincibles” kadrosunun da bir parçasıydı.
Ancak Bergkamp’ın büyüklüğü yalnızca kupalarla açıklanamaz.
Top kontrolü, oyun görüşü ve tekniğiyle santrafor ile 10 numara arasındaki rolün en özel temsilcilerinden biri oldu.
1998 Dünya Kupası’nda Arjantin’e attığı gol ise kariyerinin ve Dünya Kupası tarihinin unutulmaz anlarından biri olarak kaldı.
Bergkamp 1993’te Ballon d’Or’a yalnızca bir basamak uzaklıktaydı.
Bir daha o kadar yaklaşamadı.
Ama futbol tarihinde bıraktığı iz, ödülü kazanan birçok oyuncudan daha kalıcı oldu.
11. Neymar
Neymar’ın Ballon d’Or hikâyesindeki en büyük problem belki de yanlış zamanda doğmuş olmasıydı.
Brezilyalı yıldız kariyerinin zirvesine Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo’nun futbol tarihinin en büyük bireysel rekabetlerinden birini yaşadığı dönemde ulaştı.
Barcelona ile 2015’te Şampiyonlar Ligi’ni kazandı ve turnuvayı Messi ile Cristiano Ronaldo’yla birlikte 10 golle gol kralı olarak tamamladı. Aynı yıl Ballon d’Or’da üçüncü oldu.
2017’de de üçüncülüğü elde etti.

Messi’nin gölgesinden çıkmak için yaptığı PSG transferi ise beklenen Ballon d’Or’u getirmedi.
Neymar futbol tarihinin en yetenekli oyuncularından biri olarak hatırlanacak.
Ancak kariyerinin sonunda eksik kalan en büyük bireysel ödül Ballon d’Or oldu.
10.Ibrahimovic
Zlatan Ibrahimović
Zlatan Ibrahimović’in Ballon d’Or kazanamamasını yalnızca Messi ve Cristiano Ronaldo döneminde oynamasıyla açıklamak kolay olurdu.
Ama Zlatan’ın hikâyesi biraz daha karmaşık.
Ajax’tan Juventus’a, Inter’den Barcelona’ya, Milan’dan Paris Saint-Germain’e uzanan kariyerinde Avrupa’nın en büyük kulüplerinin formasını giydi. Serie A ve Ligue 1’de yıllarca şampiyonluk yarışlarının merkezinde kaldı; 500’ün üzerinde kulüp golüne ulaştı ve İsveç futbol tarihinin en büyük oyuncusu haline geldi.

Ancak Ballon d’Or yarışında hiçbir zaman ilk üçe giremedi.
Ödülde en yüksek derecesini 2013’te elde etti. PSG formasıyla gösterdiği performansın ardından dördüncü sırada kaldı.
Zlatan’ın kariyerindeki en büyük eksiklerden biri Şampiyonlar Ligi oldu. Inter’den Barcelona’ya Şampiyonlar Ligi’ni kazanabilmek için gittiği sezon eski takımı Inter’in kupaya ulaşması ise kariyerinin en büyük ironilerinden biri olarak kaldı.
Zlatan neredeyse gittiği her ülkede kazandı, yüzlerce gol attı ve kendi döneminin en tanınan futbolcularından biri oldu.Ama ne Şampiyonlar Ligi kupasını ne de Ballon d’Or’u kaldırabildi.
9. Andrea Pirlo
Bir oyuncunun oyunu kontrol etmek için hızlı koşmasına gerek olmadığını gösteren adamlardan biri. Andrea Pirlo; Milan ve Juventus formalarıyla İtalya futboluna damga vururken 2006 Dünya Kupası’nı kazanan İtalya’nın da merkezindeki isimlerden biriydi.
İki kez Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadı.

Ancak oyun üzerindeki etkisi hiçbir zaman Ballon d’Or oylamasında aynı ölçüde karşılık bulmadı.
2006’da Dünya Kupası’nı kazanan İtalya’dan ödülü Fabio Cannavaro alırken Gianluigi Buffon ikinci oldu.Pirlo ise dokuzuncu sırada kaldı.
8. Roberto Carlos
Sol bek kavramını değiştiren futbolculardan biri.
Hızı, fizik gücü ve hücuma katkısıyla Roberto Carlos, Real Madrid’in Galácticos döneminin en karakteristik oyuncularından biriydi.
Real Madrid ile üç Şampiyonlar Ligi kazandı ve Brezilya’nın 2002 Dünya Kupası şampiyonluğunda önemli rol oynadı.

Aynı yıl Ballon d’Or yarışında takım arkadaşı Ronaldo’nun ardından ikinci oldu.
Bir savunma oyuncusunun Ballon d’Or’a ulaşmasının ne kadar zor olduğunun en güçlü örneklerinden biri olarak kaldı.
7. Gianluigi Buffon
Ballon d’Or tarihinde kalecilerin işi her zaman zordu.
Ödülü kazanabilen tek kaleci hâlâ 1963’te Lev Yashin.
Buffon ise buna en fazla yaklaşan isimlerden biriydi.
2006 Dünya Kupası’nda İtalya’nın kalesini korudu ve turnuvanın en etkileyici oyuncularından biri oldu.

Ballon d’Or oylamasında takım arkadaşı Fabio Cannavaro’nun arkasında ikinci sırayı aldı.
Juventus’la yıllarca İtalya futboluna hükmeden Buffon, üç kez de Şampiyonlar Ligi finali oynadı.
Futbol tarihinin en büyük kalecilerinden biri için Ballon d’Or hiçbir zaman gelmedi.
6. Paolo Maldini
25 yıl. Tek kulüp. Beş Avrupa Kupası/Şampiyonlar Ligi.
Yedi Serie A şampiyonluğu.
Paolo Maldini’nin büyüklüğünü anlatmak için bazen başka bir şeye ihtiyaç yok.
Milan formasıyla 902 resmi maça çıkan İtalyan savunmacı, modern futbol tarihinin en büyük defans oyuncularından biri kabul ediliyor.
1994’te Ballon d’Or’da üçüncü oldu.

Dokuz yıl sonra, 2003’te Milan’ı kaptan olarak Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna taşıdı ve 35 yaşında yeniden Ballon d’Or üçüncülüğünü elde etti.
Önünde Pavel Nedved ve Thierry Henry vardı.
Savunma oyuncularının bireysel ödüllerde yaşadığı dezavantajın belki de en büyük sembollerinden biri Maldini.
5. Raúl
Real Madrid’in Galácticos döneminden önce Santiago Bernabéu’nun yıldızı oydu.
Raúl, Real Madrid formasıyla üç Şampiyonlar Ligi kazandı ve yıllarca kulübün gol rekorlarını taşıdı.
Ballon d’Or’a en fazla yaklaştığı yıl 2001 oldu.
O sezon ödülün favorilerinden biri olarak görülmesine rağmen Michael Owen’ın arkasında ikinci sırada kaldı.

Raúl hiçbir zaman Ballon d’Or kazanamadı.
Bugün 2000’lerin başındaki büyük Real Madrid kadroları hatırlandığında adı Zidane, Ronaldo ve Figo kadar sık anılmasa da kulübün Avrupa’daki yeniden yükselişinin en önemli figürlerinden biriydi.
4. Xavi
Xavi’nin kariyerindeki sorun futbol kalitesi değildi.
Takım arkadaşlarıydı.
Barcelona’nın tarihin en dominant dönemlerinden birinin oyun aklı olan Xavi, İspanya’yla 2008 ve 2012 Avrupa Şampiyonalarını ve 2010 Dünya Kupası’nı kazandı.
Barcelona ile dört kez Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu.
Ballon d’Or’da ise inanılmaz bir seri yakaladı:
2009: üçüncü.
2010: üçüncü.
2011: üçüncü.
France Football verilerine göre Xavi, Ballon d’Or’u hiç kazanamadan üç kez podyuma çıkan futbolcular arasında rekoru paylaşıyor.
Önünde çoğu zaman aynı adam vardı:
Lionel Messi.

3. Andrés Iniesta
11 Temmuz 2010.
Johannesburg.
Dünya Kupası finalinin 116. dakikası.
Andrés Iniesta’nın Hollanda’ya attığı gol İspanya’yı tarihinde ilk kez dünya şampiyonu yaptı.
Aynı yıl Ballon d’Or için bundan daha güçlü bir hikâye bulmak kolay değildi.
Ancak ödül Lionel Messi’ye gitti.
Iniesta ikinci, Xavi üçüncü oldu.
Barcelona’nın Guardiola dönemindeki tarihi takımının en önemli parçalarından biri olan Iniesta, dört Şampiyonlar Ligi kazandı; İspanya’yla Dünya Kupası’nın yanı sıra iki Avrupa Şampiyonluğu yaşadı.
2012’de UEFA tarafından Avrupa’nın en iyi oyuncusu seçildi.
Ballon d’Or ise hiçbir zaman onun olmadı.

2. Robert Lewandowski
Bu listedeki hiçbir futbolcunun hikâyesi Robert Lewandowski’ninki kadar sıra dışı değil.
Çünkü ödülü kazanamamasının nedeni yalnızca başka bir oyuncuya kaybetmesi değildi.
2020’de Ballon d’Or hiç verilmedi.
France Football, COVID-19 pandemisinin yarattığı olağanüstü koşullar nedeniyle ödülü iptal etti.
Lewandowski ise aynı yıl Bayern Münih ile Bundesliga, Almanya Kupası ve Şampiyonlar Ligi’ni kazanmıştı.

Bundesliga’da 34, Şampiyonlar Ligi’nde 15 gol attı ve her iki turnuvayı da gol kralı tamamladı.
UEFA ve FIFA tarafından yılın en iyi futbolcusu seçildi.
Bir yıl sonra Ballon d’Or yeniden düzenlendi.
Lewandowski bu kez Lionel Messi’nin arkasında ikinci oldu.
2020 Ballon d’Or’unun kime gideceğini hiçbir zaman kesin olarak bilemeyeceğiz.
Çünkü oylama yapılmadı.
Ama ödülü hiç kazanamayan oyuncular arasında Lewandowski’nin hikâyesi benzersiz kalacak.
1. Thierry Henry
Ballon d’Or’u hiç kazanamayan en büyük futbolcu için bizim tercihimiz Thierry Henry.
Arsenal tarihinin sembolü.
Premier League’in gördüğü en büyük hücum oyuncularından biri.
Fransa ile Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonluğu sahibi.
Barcelona ile Şampiyonlar Ligi şampiyonu.
İki kez Avrupa Altın Ayakkabısı kazandı ve Premier League’de dört kez gol kralı oldu.
Ballon d’Or’a en fazla yaklaştığı an 2003’tü.

Arsenal formasıyla olağanüstü bir dönem geçiren Henry, oylamada Pavel Nedved’in arkasında ikinci sırada kaldı.
Nedved 190, Henry 128 puan aldı.
Bir yıl sonra Henry, Arsenal’in Premier League’i yenilgisiz tamamlayan efsanevi “Invincibles” takımının yıldızıydı. 30 lig golüyle gol kralı oldu ve Avrupa Altın Ayakkabısı’nı kazandı.
Ballon d’Or ise Andriy Shevchenko’ya gitti.
Henry dördüncü sırada kaldı.
Ballon d’Or’u hiç kazanamadı.
Ama bu durum onun futbol tarihindeki yerini değiştirmedi.
Bazen bir oyuncunun büyüklüğünü anlamak için kazandığı bireysel ödüllere değil, futbolun kendisinde bıraktığı ize bakmak gerekir.
Thierry Henry bunun en iyi örneklerinden biri.





Yorumlar