top of page

Can Elmas Yazdı: Avrupa’nın Yeni Bir Patronu Var

24 saat önce
3 dakikada okunur

Futbolda güç değişimleri çoğu zaman bir gecede gerçekleşmez. Önce küçük işaretler ortaya çıkar, ardından büyük maçlar gelir. Bir süre sonra dönüp baktığınızda aslında düzenin çoktan değişmiş olduğunu fark edersiniz.

Paris Saint-Germain için sanırım tam olarak o noktadayız.

Manchester City’yi Etihad’da 4-2 mağlup etmeleri tek başına bu hükmü vermek için yeterli olmayabilir. Ama son Şampiyonlar Ligi şampiyonunun Manchester’da ortaya koyduğu futbol, bir süredir Avrupa’da yaşanan değişimin güçlü bir özeti gibiydi.

Çünkü artık PSG’nin büyük takımları yenmesi şaşırtıcı değil.

Asıl değişim bu.

Yıllarca Avrupa’yı satın almaya çalıştılar

PSG’nin hikâyesini biliyoruz.

Neymar geldi. Kylian Mbappé geldi. Lionel Messi geldi. Dünyanın belki de en gösterişli hücum hattı Paris’te kuruldu.

Her yaz aynı soru soruldu:

“Bu sezon Şampiyonlar Ligi’ni kazanabilecekler mi?”

Kazanamadılar.

Çünkü Avrupa futbolunun en büyük kupası bize defalarca aynı şeyi hatırlattı: Dünyanın en iyi oyuncularını aynı formanın içine koymakla dünyanın en iyi takımını kurmak aynı şey değil.

PSG’nin ironisi de burada başladı.

Kulüp, Avrupa’yı yıldızlarla fethetmeye çalışırken başaramadığını, yıldızlardan daha büyük bir takım inşa ettiğinde başardı.

Luis Enrique’nin PSG’sini önceki Paris takımlarından ayıran temel farkın bu olduğunu düşünüyorum.

Bugün PSG’yi izlediğinizde önce sistemi görüyorsunuz, sonra oyuncuları.

Artık ölçü PSG

Manchester City karşılaşmasından sonra benim için en dikkat çekici açıklama City Teknik Direktörü Enzo Maresca’dan geldi:

“Onların seviyesine yakın olduğumuzu düşünüyorum.”

Birkaç yıl önce bu cümlenin tam tersini duymaya alışmıştık. Avrupa’nın büyük takımları kendilerini Manchester City üzerinden ölçüyordu. Pep Guardiola’nın City’si ulaşılması gereken seviyeydi.

Tarih boyunca gücün en önemli göstergelerinden biri, başkalarının kendilerini size göre konumlandırmaya başlaması olmuştur.

Thukydides’in Atina’nın yükselişini anlatırken tarif ettiği güç değişiminin özü de biraz budur: Yeni güç yalnızca kazanmaya başlamaz; eski güçlerin davranışlarını ve hesaplarını da değiştirmeye başlar.

Maresca’nın cümlesini bu yüzden önemsiyorum.

Manchester City artık PSG’nin kendilerine ne kadar yaklaştığını tartışmıyor.

Kendisinin PSG’ye ne kadar yakın olduğunu anlatıyor.

Avrupa futbolundaki güç değişimini bundan daha güzel özetleyen çok az cümle olabilir.

PSG artık av değil.

Avcı

Real Madrid’in tarihi hâlâ orada. Bayern Münih’in Avrupa geleneği hâlâ orada. Premier League’in ekonomik üstünlüğü ortadan kaybolmadı.

Ama bugün Avrupa’nın en iyi takımını seçmem gerekirse cevabım PSG olur.

Mbappé gittikten sonra daha iyi oldular

Belki de bu hikâyenin en acımasız tarafı bu.

Kylian Mbappé gibi jenerasyonunun en büyük oyuncularından birini kaybettikten sonra PSG küçülmedi.

Tam tersine takım büyüdü.

Bu, Mbappé’nin kötü bir futbolcu olduğu anlamına gelmiyor. Elbette değil. Fakat modern futbolun geldiği noktayı gösteriyor.

Bazen bir takımın en büyük yıldızı aynı zamanda oyunun etrafında dönmek zorunda olduğu merkez haline geliyor.

Luis Enrique ise merkezi değiştirdi.

Merkezde artık bir oyuncu yok.

PSG var.

Dembélé, Vitinha, Doué ve diğerleri bu sistemin içerisinde parlıyorlar. Bir oyuncu eksildiğinde bütün yapı çökmüyor. Top kaybedildiğinde herkes reaksiyon veriyor. Rakip baskı yaptığında PSG topu sadece yıldızının ayağına gönderip çözüm beklemiyor.

Bu yüzden bugünkü PSG bana geçmişteki PSG’lerden çok daha tehlikeli geliyor.


Hanedan olmak başka bir şey

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Avrupa’nın en iyi takımı olmakla Avrupa’ya hükmeden bir hanedan kurmak aynı şey değil.

Real Madrid bunu yaptı.

Barcelona bunu yaptı.

Bayern Münih dönem dönem yaptı.

Manchester City de Guardiola döneminde buna çok yaklaştı.

PSG’nin önündeki gerçek sınav şimdi başlıyor.

Bir Şampiyonlar Ligi kazanabilirsiniz. Bir sezon boyunca Avrupa’nın en iyi futbolunu oynayabilirsiniz.

Ama Avrupa’nın patronu olduğunuzu söylemek istiyorsanız bunu tekrar tekrar yapmak zorundasınız.

Barcelona karşılaşması bu nedenle sadece bir sonraki Şampiyonlar Ligi maçı değil. PSG’nin kurmaya çalıştığı yeni düzenin bir başka testi olacak.

Ve belki birkaç ay sonra bu yazıya dönüp PSG konusunda acele ettiğimi düşüneceğim.

Futbolun güzelliği biraz da burada.

Ama bugün gördüğüm tablo bana şunu söylüyor:

Uzun yıllar boyunca Paris’te herkes aynı soruyu sordu:


“PSG, Avrupa’nın büyüklerini yakalayabilecek mi?”

Artık o sorunun devri kapandı.

Şimdi Real Madrid, Manchester City, Bayern Münih ve Barcelona’nın cevaplaması gereken başka bir soru var:

PSG’yi kim yakalayacak?


 
 
 

Yorumlar


BEYAZ-01_edited.png
  • Instagram - Beyaz Çember
  • Facebook - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember
visa-mastercard-logo.jpg

Copyright © 2020 Lobby Lobos Reklam Her hakkı saklıdır. FourFourTwo.com'da yer alan hiçbir içerik,

FourFourTwo.com'un yazılı onayı olmaksızın yayınlanamaz, yeniden yazılamaz ve bu içeriklerin dağıtımı yapılamaz.

bottom of page